Finallerim
bittiğinden beri ne yapacağımı şaşırdım doğrusu. Hani öyle tabir-i caizse inek
bir öğrenci değildim ama sınavlara çalışırken zaman akıp gidiyordu. Her şey
bittikten sonra boşluğa düşmüş gibi saldırdım dizi-film dünyasına. Bir sürü
plan yaptım şunu şunu yapacağım diye. Ama sorarsanız bir tanesini bile
gerçekleştiremedim. Her açtığım filme burun kıvırdım, her göz gezdirdiğim
diziye bir kulp taktım. Bu aralar çekilecek gibi değilim yani. Allah’tan
buralara düştüm de üzerimdeki o ölü toprağı kalktı.
Yine çok sıkıldığım bir Ramazan gecesi yapacak bir şey bulamazken açayım bir dizi izleyeyim dedim. Abartmıyorum en az 1 saat dizi aramakla geçti. Neyse ki buldum dişime göre bir şeyler. İlk sezonunu bildiğim bir diziye şans verdim, uzaklara gitmeye gerek yoktu. Yine bir gün çok önceden izlediğim ve ismini unuttuğum bir diziyi(Ex-Girlfriend Club, yazacağım) ararken bir blog keşfettim. Sevgili Akela'yı buldum. Onun önerdiği bir filmi izledim. Bir başka gün bu böyle olmayacak en sevdiğim dizinin yeni sezonuna başlayayım dedim. Bambaşka bir gün de çok önceden duymuş olmama rağmen bir GIF'ten sonra filmi izlemeye karar verdim. Ne diyor bu kız demeyin. Size 2 dizi 2 de filme önereceğim.
- Reply/Answer Me 1988
Çok uzaklara
gitmedim dedim ya, hah işte o dizi Kore dizilerinden Reply/Answer Me 1988. Reply serisinin seveni çok, haklılarda. Bir kült haline
dönüşmeyi başardı bence. 80’leri hiç yaşamamış ben için nostaljinin dibine
vurdum diziyle birlikte. Seriyi izlemeye 1997 ile başlamıştım. Sırayla giderim diyordum
ama nedense bir türlü gitmedi elim 1994’ü izlemeye. Sebebini bende bilmiyorum ama dayanamayıp başlarım kesin ona da. Ara ara böyle bitmiş diziler ilaç gibi geliyor. Bölüm beklemek eskisi gibi
heyecan vermiyor artık. Çocukluklarından beri çok iyi arkadaş olan 5 kişilik bir grubun birbirleriyle, aileleriyle olan ilişkilerini anlatıyor. Her seride olduğu gibi asıl erkeğimiz kim onu merak ederek izliyoruz. İzleyin, pişman olmayacağınıza eminim. Bakın alıyorum sorumluluğu üstüme.
- Yeh Jawaani Hai Deewani
Ne kadar çabalasanda, hayatta kaçıracağın şeyler olacak.
Bu yüzden bırakta olduğumuz yerin keyfini çıkaralım.
Akela’nın
blogunda gördüğüm o enfes filmde bir Hint filmi. İsmi Yeh Jawaani Hai Deewani. Türkçesi ''Çılgın Gençlik'' gibi bir şey. Mutsuzsanız ya da izlemek
istiyorum ama çokta kafa yormayayım diyorsanız tam öyle bir film kesinlikle. Çok heyecanlı değil veya çok çok farklı değil ama ben çok sevdim filmi. Bittikten
sonra sebepsizce mutlu oldum. Konusu ise 3’ü çok yakınken 1 sonradan aralarına
katılmış ve çok samimi olmuş 4 arkadaşın yolları ayrılıyor ve 8 sene sonra içlerinden birinin
düğünü için tekrar bir araya geliyorlar. Hint filmi deyince müzik aklınıza
geliyordur herhalde. Bol bol dans ediyorlar, şarkılar çok güzel, çok eğlenceli.
Gidin izleyin bence, uzun gelebilir belki ama ben sıkılmadan bir oturuşta
izledim.
- Game of Thrones
Gelelim benim
favori yabancı dizime(Uzakdoğu hariç). Game
of Thrones. Ah seni izleyeceğim diye sınavlarıma çalışmıyordum ilk
sezonlar. Az mı ağlattı beni, az mı kızdırdı, korkuttu. Ama bu sezon ant içmiştim
bitmeden asla başlamayacağım diye. Zaten 10 bölümcük yayınlanıyor birde her
hafta onu beklerken ben kriz geçiriyordum. Nihayet bitti de başladım. Bizim dünyamızdan çokta farklı olmayan ütopik bir yerde geçiyor. Bir tane krallık var ama kral çok. Bakalım kim olacak.(Ben Snow'cuyum). Gördüğünüz gibi ejdarhalar, devler, akgezenler ve daha birçok alışılmadık varlık mevcut dizide. +18 sahnelerde var, dikkatli olalım bu yüzden. Hala
görmemiş, izlememiş kimse yoktur biliyorum da şu dizide şu köşede duruversin. 8.
Sezonda bitireceğini açıkladılar, kalbime bıçak saplamışlar gibi dolandım
birkaç gün. Böyle dizi gelmez bir daha kanımca. Gözünüzü seveyim bitirmeyin
şunu.
- Amélie/Le Fabuleux Destin d'Amélie Poulain
Son filmim ise Amélie. Ah niye daha önce başlamadım
diye az dövmedim dizimi. Mini minnoş, replikleri ayrı, oyuncuları ayrı güzeldi. Amélie hayatı anlamaya çalışan, küçük bir kutudan sonra hayatını iyiliğe adamanın en doğrusu olduğunu düşünen utangaç, saf bir kız. Aşık olduktan sonra elbette önceliklerini değiştiriyor, bizde bunu izliyoruz. Sıcacık bir hikaye. İşlenişi çok güzel, zaman su gibi akıp gidiyor. Audrey Tautou en sevdiğim kadın oyunculardan birine dönüşüverdi bu filmden
sonra. Çok yetenekli, onlarca ödülü varmış. Her şeyden önemlisi Fransız.
Fransızca’ya tutkumdan bahsetmedim biliyorum. İlerde uzunca yazarım. Asla ama
asla pişman olmayacağınız bir film kesinlikle, bakın bu kadar iddialıyım. Benim en sevdiğim(seçmek çok zor olsa da)
repliği ise;
‘‘İnsan zamanı durdurmak istediği yere aittir.’’
Lütfen fikrinizi belirtmeyi unutmayın. Sevgiler.
NOT : Gifler alıntıdır.







Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Umarım keyifli vakit geçirmişsinizdir
Yorum bırakmayı unutmayın, öpücükler :*